Sos Yapımının Temel Kuralları ve Kıvam Mantığı
Neredeyse her sos üç şeyden oluşur: sıvı temel, kıvam verici ve tatlandırma. Bu mantığı bilmek tarif ezberlemeyi gereksiz kılar.
Mert Ekinci 3 dk okuma
Sos, mutfakta en çok gözden kaçan konulardan biridir. Çoğu ev yemeğinde sos ya hiç düşünülmez ya da tencerede kendiliğinden oluşan sıvı sos yerine geçer. Oysa sos, bir yemeği "pişmiş malzemeler" olmaktan çıkarıp bütünlüklü bir tabağa dönüştüren şeydir. Aynı et, aynı sebze, aynı tahıl; yanına doğru bir sos geldiğinde tamamen başka bir yemek gibi algılanır.
Sos yapımı zor bir iş gibi görünse de altında yatan mantık şaşırtıcı derecede sadedir. Neredeyse her sos üç şeyin bileşiminden oluşur: bir sıvı temel, bir kıvam verici ve bir tatlandırma katmanı. Bu üçlüyü anladığınızda tarif ezberlemeye gerek kalmaz; elinizde ne varsa ona göre sos kurabilirsiniz.
Temeli Seçmek
Sosun sıvı temeli, karakterini belirler. Et suyu ya da sebze suyu derinlik verir. Süt ve krema yumuşaklık ve doygunluk sağlar. Domates hem sıvı hem asit görevi görür. Yoğurt taze ve hafif bir karakter sunar. Şarap, sirke ya da meyve suyu keskinlik getirir. Bu temelin ne olduğuna karar vermek, sosun geri kalanını büyük ölçüde belirler.
Temelin kalitesi doğrudan sonuca yansır. Vasat bir et suyundan mükemmel bir sos çıkmaz; çünkü sos yoğunlaştıkça iyi ya da kötü olan her şey de yoğunlaşır. Bu yüzden sos yaparken kullanılacak sıvının kendi başına da tadılabilir olması gerekir. Tek başına içilemeyecek kadar tatsız bir sıvıdan iyi sos beklemek gerçekçi değildir.
Kıvam Vermenin Yolları
Kıvam konusunda birden fazla yöntem vardır ve her biri farklı bir sonuç verir. En basiti indirgemedir: sosu kısık ateşte kaynatarak suyunu uçurmak. Bu yöntem kıvamla birlikte tadı da yoğunlaştırdığı için en lezzetli sonucu verir ama zaman ister ve tuz dengesini değiştirir; bu yüzden tuz ayarı indirgeme bittikten sonra yapılmalıdır.
İkinci yol nişasta bazlı kıvam vericilerdir. Un yağda kavrulup sıvı eklenerek kullanılır; mısır nişastası ise soğuk sıvıda eritilip sıcak sosa katılır. Un kullanılan soslarda unun çiğ tadının gitmesi için birkaç dakika pişirmek şarttır. Üçüncü yol ise yağ ve yumurta gibi bağlayıcılarla kıvam kurmaktır; mayonez ve benzeri soslar bu gruba girer ve sıcaklığa çok duyarlıdır.
Kesilmeyi Önlemek
Sos yaparken en sık yaşanan kaza, sosun kesilmesidir. Bunun ardında genellikle iki sebep vardır: ani sıcaklık değişimi ve aşırı ısı. Yoğurtlu ya da sütlü bir sos doğrudan kaynar sıvıya eklendiğinde ayrışır. Çözüm, sıcak sıvıdan azar azar alıp soğuk malzemenin üzerine ekleyerek sıcaklıkları yavaşça eşitlemektir. Bu basit adım pek çok sosu kurtarır.
Süt ürünü içeren sosları kaynatmamak da temel bir kuraldır. Kaynama noktasına yaklaşan yoğurt ya da krema, üzerinde uzun süre durulursa ayrışma eğilimindedir. Bu tür soslar kısık ateşte, sürekli karıştırılarak ve mümkünse ocaktan alındıktan sonra son halini alarak hazırlanmalıdır.
Bitiriş Dokunuşları
Bir sosu iyiden çok iyiye taşıyan şey genellikle son aşamada eklenenlerdir. Ocaktan alındıktan sonra eklenen küçük bir parça tereyağı sosa parlaklık ve yumuşaklık verir. Birkaç damla asit — limon ya da sirke — tatları netleştirir. Taze doğranmış otlar aromayı canlandırır. Bunların hepsi sıcak ama kaynamayan sosa, en son anda eklenmelidir.
Tuz ayarı da bu aşamada kesinleşir. Sos boyunca eklenen tuz, indirgeme sırasında yoğunlaşır; bu yüzden nihai tuz kararı en sonda verilir. Sosu tadarken yanında servis edilecek yemeği de düşünmek gerekir. Yalnız başına biraz fazla tuzlu ya da fazla asitli gelen bir sos, yavan bir tahılın ya da sade bir etin yanında tam yerine oturabilir.
Son bir not: sos, yemeği gizlemek için değil tamamlamak için vardır. Malzemenin tadını bastıran kalın ve baskın bir sos, çoğu zaman altındaki yemeğe zarar verir. İyi sos genellikle ince bir katman halinde durur, tabağı kaplamaz, kaşıkta hafifçe tutunur. Kıvam konusunda şüphe duyduğunuzda biraz daha akışkan tarafta kalmak, kalın ve hamurumsu bir sonuçtan her zaman daha güvenlidir.