İçeriğe geç
Anadolu ve Mesaj

Mesajı gündelik hayatta, anlamı yıldızlarda ara

Kişisel Gelişim

Özgeçmişte Asıl Anlatılması Gereken Nedir

Özgeçmişlerin çoğu görev tanımını tekrar eder. Oysa okuyanı durduran şey, işin sizden önceki hali ile sonraki hali arasındaki farktır.

Derya Yalın 3 dk okuma

Özgeçmiş, çoğu kişinin yılda bir kez açıp birkaç satır eklediği, sonra tekrar unuttuğu bir dosyadır. Oysa bu dosya, sizinle hiç tanışmamış birinin sizin hakkınızda vereceği ilk kararın dayanağıdır. Bir ilana yüzlerce başvuru geldiğinde her metne ayrılan süre dakikalarla değil saniyelerle ölçülür. O saniyelerde okunan şeyin ne olacağını, metni yazan kişi belirler.

Sorun genellikle bilgi eksikliği değil, bilginin yanlış hiyerarşiye yerleştirilmesidir. Sayfanın üst yarısı doğum tarihi, medeni durum ve uzun bir "hedeflerim" paragrafıyla doldurulur; asıl anlatılması gereken deneyim ise ikinci sayfanın ortasında kalır. Okuyan kişi oraya varmadan karar vermiş olur.

Görev değil, sonuç

Özgeçmişlerin en yaygın zaafı, görev tanımını tekrar etmektir. "Raporlama yapmak", "müşteri ilişkilerini yürütmek", "ekip çalışmasına katılmak" gibi ifadeler, o unvana sahip herkes için geçerlidir ve sizi kimseden ayırmaz. Ayıran şey, o görevi yaparken ortaya çıkan sonuçtur.

Sonucu yazmak için illa büyük rakamlar gerekmez. "Aylık raporun hazırlanma süresini iki günden yarım güne indiren şablonu kurdum" cümlesi, iddialı bir sıfat kullanmadan yetkinlik anlatır. "Depo sayımında tekrarlayan hataları azaltan bir kontrol adımı ekledim" cümlesi de öyle. Önemli olan, işin sizden önceki hali ile sonraki hali arasındaki farkı gösterebilmektir.

Her başvuruya aynı metin olmaz

Tek bir özgeçmişi tüm ilanlara göndermek zaman kazandırır ama karşılığını düşürür. İlanda öne çıkan üç dört başlık varsa, sizin metninizde de aynı başlıkların görünür olması gerekir. Bu, gerçeği eğip bükmek anlamına gelmez; sıralamayı değiştirmek anlamına gelir. Aynı deneyim, farklı ilanlar için farklı yönleriyle anlatılabilir.

Sıralama derken kastedilen şey basittir: en ilgili deneyim en üstte durur. Kronolojik akış korunur ama her başlığın altındaki maddeler, o ilanın aradığı işe yakın olanlardan başlar. Okuyan kişi ilk üç satırda aradığını görürse, geri kalanı okuma ihtimali artar.

Boşluklar ve geçişler

Çalışma hayatında ara vermek, meslek değiştirmek, kısa süreli işlerde bulunmak sık rastlanan durumlardır. Bunları gizlemeye çalışmak genellikle geri teper; çünkü tarih boşlukları zaten fark edilir. Yapılacak şey, boşluğu tek satırla ve savunmaya geçmeden belirtmektir. Bir eğitim, bir bakım sorumluluğu, bir sağlık dönemi ya da bilinçli bir ara, açıkça yazıldığında sorun olmaktan çıkar.

Meslek değiştirenler için ise en işe yarar bölüm, önceki alandan taşınabilir yetkinlikleri görünür kılan kısımdır. Bütçe takibi, müşteriyle temas, planlama, eğitim verme gibi beceriler sektörden bağımsız değer taşır. Bunları eski işin diliyle değil, yeni alanın diliyle anlatmak gerekir.

Neyin çıkarılacağı

Özgeçmişi güçlendirmenin en hızlı yolu, bazen eklemek değil çıkarmaktır. Lise bilgisi, üniversite mezunu biri için yer kaplamaktan başka işe yaramaz. Herkesin sahip olduğu temel program bilgilerini beceri olarak sıralamak, gerçek yetkinlikleri gölgeler. "Dinamik", "özverili", "takım oyuncusu" gibi sıfatlar ise kanıtsız oldukları için hiçbir okuyucuda karşılık bulmaz.

Aynı şekilde on beş yıl öncesine ait kısa süreli işleri tek tek anlatmaya gerek yoktur. Uzak geçmişteki deneyimler tek satırda özetlenebilir; yer, asıl son yılların ayrıntısına ayrılmalıdır. Referans bilgilerini de metne yazmak yerine, istendiğinde iletileceğini belirtmek hem sayfayı rahatlatır hem de referans verdiğiniz kişilerin bilgilerini korur.

Biçim de mesaj taşır

Metnin görünümü içeriğin bir parçasıdır. Tek tip yazı karakteri, tutarlı tarih biçimi, hizalanmış başlıklar ve makul boşluklar okumayı kolaylaştırır. İki sayfa çoğu deneyim düzeyi için yeterlidir. Renkli tasarımlar, tablolar ve grafikler bazı alanlarda işe yarar ama pek çok kurumda metnin okunmasını zorlaştırır.

Son adım her zaman aynıdır: yüksek sesle okumak. Kulağa tuhaf gelen bir cümle, gözden kaçan bir yazım hatası ya da art arda üç kez kullanılmış aynı fiil, ancak sesli okurken fark edilir. Bir de metni sizi tanımayan birine gösterip "bu kişinin ne iş yaptığını anladın mı?" diye sormak iyi bir testtir. Cevap tereddütlüyse, sorun okuyanda değil metindedir.